• 01EKI
    1 Yorum

    Vitriol

    Merhaba dedi bana. Yabancı merhaba. Hoşgeldin bu topraklara. Aslında biliyorsunuz buraları ama uğramanız uzun sürdü nasılsa. Hepimiz buralara aitiz. Yok kimsenin yabancılığı burada. Geldin mi bir kez aslında, hepimiz bir’iz görürsün kolayca. Tanıdın mı beni, beklerim seni hep yaşam boyunca.

    Anlamaya çalıştı, yabancı demişti ona. Neden yabancıydı buralara ve neden kimse aslında yabancı değildi ? Düşündü, bakındı etrafına. Uzun bir yol almıştı ama kısa gelmişti oysa. Nasıl oldu tüm bunlar, neler yaşamıştı bu yolda, hatırlamak istedi. Hemen geldi yanına, gerek yok dedi ne olduğuna. Bak birlikteyiz artık nasıl olsa…

    Ne demek birlikteyiz ? Geri gidemeyecek miydi artık ? Gerçi nereye gideceğini de bilmiyordu aslında.  Hala anlamadı neredeydi, kimleydi ve ne yapıyordu orada. Bu tamamen farklı ve hiç yaşanmamış bir haldi. Bu hal de neydi ? Düşünüyor ama ne düşünmek de ne diye soruyor her soru ve cevap anında sabun köpüğü gibi kayboluyor ama iz bırakmıyordu. Her şey çok durgun ama çok da dingindi. Hemen bir şey yapmak istedi ama ne yapacağını da bilmiyordu. Yapmak neydi ? Herşey anında geliyor ve gidiyordu. Peki ne yaşıyordu ? Herşeyi görüyor ama dokunamıyordu. Düşünüyor ama söyleyemiyordu. Zorlanmıyordu o anda, sadece gerek duymuyordu. Ne kadar huzurluyum dedi ama o da yok oldu. O kadar hızlıydı ki herşey, bir şeye ulaşmak istediğinde ancak önündeki film şeridindeki bir kareyi yakalamak kadar olasılık vardı. Sadece fark edebiliyordu o kadar. Fark ettiği sürece de yakalamak istedikleri netleşmeye, yakınlaşmaya, bir yandan da renkler, ışıklar ufak ufak belirmeye başlamıştı. Bu hıza alışmıştı artık. İçinden bir kareyi yakaladı. Birden sandık olduğunu gördü içinde ona ait bir şey vardı hisleri %100 kapasite ile çalışıyor ve hem merak ediyor hem ne olduğunu biliyordu. Sandığı açtı içinde ne olduğunu gördüğü anda aniden bir şey çekti onu. Ne oluyordu ? Tam da ulaştığı anda…

    Gözlerini açtı. Etrafına baktı. Yanında biri oturmuş ona bakıyordu. Bu da kim derken hatırladı. Son soruyu tekrar etti beyninden. Şimdi odaklanalım ve bilge tarafımıza soralım bu konuda tam olarak neye ulaşmak istiyorsunuz ? Soru yankılanırken mermi hızıyla hatırladı nerede olduğunu. Demek O’ydu. O an duygu seli kapladı içini tarifi mümkün olmayan bir şeydi bu. Herşey o anda içindeki haldi. Neye kavuşmuştu ? Sanki çoook uzun zaman önce kaybettiği bir şeyi bulmuş gibiydi. O kadar tanıdıktı ki…

    Hemen yanında oturan kişiye baktı. Çok zaman geçirmişti onunla, isteklerini, hayallerini, hedeflerini, işini konuşmuştu. Her soruda öğrenmişti cevabın hep onda olduğunu. İnsan her şeyi nasıl bilir aslında anlamamıştı. Ona öyle öğretilmemişti. Her konuşmada sadeleşiyor, rahatlıyor, omuzları hafifliyor ve kendine güveni geliyordu. Ama bugün son soruyla çok şeyi fark etmişti. Çok önce kaybettiği bir şeye kavuşmuştu. Kendine…

    Herkesin kendine kavuşması dileklerimle…

    *VITRIOL (Visita Interiora Tellus Rectifacando Inveniens Occultam Lapidem) Dünyanın merkezini ziyaret et, orada gizli taşı bulacaksın. Her insanın hakikati kendi içinde bulacağını anlatır.

    Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmailby feather
    Facebooktwittergoogle_pluslinkedinrssyoutubeby feather

1Yorum
  • Yazar Jeff Beck on 18 Ağustos 2012 at 23:30

    Çok güzel bir makale, sonunda diyorum ki ; Ahh kendime bir kavuşabilsem 🙂

    Yanıtla

Bu makaleye yorum yapabilirsiniz

Cancel reply