• Mavi Bölgeler Yöntemiyle Mutluluğu Bulmak

    Bu kitabı okuduğumuzda mutlulukla bağlantılı araştırma sonuçlarını paylaştığı kitabının bir özetini paylaşmak istedik. Keyifli okumalar.

    Aslında bizi mutlu eden şey nedir?
    Bizi mutlu eden şey zenginlik, gençlik, güzellik ya da aldığımız ödüller değildir diyor Dan Buettner. Dünyanın en mutlu topluluklarını araştırmak üzere dünyayı çepeçevre dolaşan bu önemli yazar ve kaşif, gerçek mutluluğun kapılarını açacak yalın kurallar keşfederek bunları bizlere sunuyor.
    Dünya çapında en ünlü araştırmacılar ve veri tabanlarıyla çalışan Buettner farklı kıtalarda bulunan en mutlu insanların yaşamakta oldukları bölgeleri belirlemekte. Ayrıca, Dan Buettner bu toplulukların diğerlerinden daha mutlu olmalarının nedenlerini ve diğer insanlara mutluluğu bulma konusunda neler öğretebileceklerini de keşfediyor. Şimdi refah seviyesini artıran faktörlerle ilgili duyduğunuz her şeyi unutun. Çok para kazanan insanlar çok parası olmayanlardan daha mı mutlular? Hayır. Cinsiyet eşitliği mutluluk anahtarı sayılır mı? Kesinlikle hayır. Bu araştırmanın sonuçlarını görünce şaşıracaksınız. ”

    MEKSİKA /Monterry

    • İntihar oranı en düşük başkantlerden birine sahip. (Bazı araştırmalara göre ülke ne kadar soğuksa, intihar o kadar artıyor)
    • İnsani Kalkınma Endeksine göre; dünya refah sıralamasında Meksika listenin ortalarında (53) Nüfusun %60’ı yoksul ve %20’I aşırı yoksul. Dünya Değerler Araştırması Endeksine göre; ortalama olarak daha zengin, sağlıklı ve eğitimli insanların daha mutlu olmaları beklenir. Oysa Meksika DDAE ne göre 2.sırada. 4 kişilik bir aile için Meksika asgari geçim sınırı 320 USD, ABD 5.000 USD. Buradan bakınca Meksika şu anki mutluluk düzeyini kelepir fiyatına almış bulunuyor.
    • Çoğunda tek bir siyasi parti yönetmiş. 2000 yılında PRI seçimi kaybettiğinde, nihayet kendilerini yöneteni seçme hakkına kavuşunca; rahatlamışlar ve mutluluk konusunda ani yükselme yaşamışlar. PRI gidişiyle özgür olduğunu söyleyen insan sayısı artmış. Siyasal özgürlük, burada mutluluk üzerinde çok etkili olmuş.
    • Araştırmalara göre hergün 6-7 saatlerini sosyalleşmede geçiriyorlar. Bu da mutluluk üzerinde etkili. Amerikan sistemi üretime, Meksika sistemi ruha iyi geliyor.
    • Zorluklar karşısında bile gülmek ve böylece zorlukları daha katlanılabilir kılma özellikleri var. Hastalığa, yoksulluğa, hatta ölüme bile gülüyorlar. Hatta Ölümü kutladıkları bir bayramları var. 2 Kasım Ölüm günü. Mizah; boşaltılan negatif duygular ve kazanılan pozitif duygulardır.
    • Meksika, dünyada zenginle fakir arasındaki farkın en yüksek olduğu ülke. Devlete ve polise güvenmiyorlar (%55 ve %65). Suçların sadece % 5’i takip edilebiliyor. Başından geçen soygun, saldırı vb olmayan yok. Bununla ilgili meşhur fıkraları var.
    • Aile ve Tanrıya inanmak en önemli konuları. Çok çalışıyorlar ama önemli şeyleri kaçıracak kadar değil. Ölüm yıl dönümlerinde 50-60 kişi mezarlıkta piknik yapıyorlar.
    • Her şeyi kutluyorlar. Her hafta kutlanılacak bir şey var. Birlikte kutlama yapacak nedenler yaratıyorlar.
    • %80’i tanrıya inanıyor. Mutlu olmak için, bir şeye inanmaya ihtiyacınız var. Sizden daha büyük bir şeye, sizi aşan bir şeye. Bu size umut verir. Bu da mutluluğun parçası.

    AMERİKA /SAN LUIS OBISPO

    • Duygusal sağlık açısından, ülkede 1 numaralar.
    • Halk her şeyin daha iyi olacağı inancında ve sadece şehirlerinde yaşamaktan değil, şehirleriyle yaşamaktan da mutlular. Nitekim – halkın sadece %5’i burada doğup büyüyenlerden oluşuyor. Yani burada yaşamayı seçiyorlar.
    • 44.000 nüfus, 15.000 den fazla kapasiteli bisiklet parkına sahipler.
    • Pazarları renkli ve çeşitlilik barındırıyor. Gey-lezbiyen standından, nüfus planlaması standına kadar ; gönüllü bolluğu var. 1100 den fazla kar amacı gütmeyen organizasyon bulunuyor.
    • Reklam panoları ve tabelaların, boyutları kanunlarla belirlenmiş. Küçük ve sessiz olmaları şartı var. Böylece estetiğin yanısıra, kısa süreli mutluluk sebebi alışverişe de kısıtlama getirdiklerine inanıyorlar.
    • Gallup verilerine göre, mutluluğun 2 önemli belirleyici faktörüne (halk sağlığı, açık alanlarda dinlenme ve sanat aktiviteleri) yönelmiş bir belediyecilik var.
    • Dünyada (1990 yılı) kapalı alanda sigara yasağını kabul eden ilk belediye.
    • 90’lı yıllarda arabaya servis veren fast food restoranlarına yasak getirilmiş.
    • Şehire % 1 lik büyüme sınırı konulmuş.
    • Şehir orkastrasına sahip.

    DANİMARKA /Jutland Yarımadası

    • Danimarkalılar hem mutluluğu deneyimleme, hem de mutluluklarının farkında olmalarıyla ön sıradadırlar.
    • Bebeğini bebek arabasında ve mağaza girişinde bırakacak, pazarda ödeme direkt kutuya atılarak yapılacak kadar güvenilirlik konusunda ünleri var.
    • Eşit statüdeki insanlarla aynı yerde yaşıyorlar, evliler ya da ciddi ilişkileri var.
    • Nasılsınız ? diye sorduğunuzda daha kötü olabilirdi diye yanıtlıyorlar
    • 1864’de topraklarımızın % 25’ini Almanya’ya verdiğimizde, süper güç olma hırsımızı terk etmek zorunda kaldık. İşte ülkemiz o zaman değişmeye başladı ve buralara aydınlanma erken geldi diyorlar.
    • Bu yenilgi, popülist eğitimi getirmiş. Nikolai Grundtving tarafından başlatılan hareketle, eğitimde; “ne yapabilirsin? sorusu yerine Kimsin ? sorusuna” odaklanıılmış.
    • Bir doktor, bir köylüden daha çok şey bilebilir, ama bir köylü ve bir doktor ikisi beraber daha çok şey bilir diyorlar.
    • Bu vizyon Danimarka Halk Okullarının (özgürlük, eşitlik, disiplinli yaratıcılık ruhunu geliştiren) kuruluşunda kendini göstermiş.
    • Bu yapılanma, işbirliği yapmayı ve uzlaşmayı öğretmiş. Kooperatifleşmeyi sağlamış. Bu ise sayısız birliğin kurulmasına yaramış.
    • Danimarkalıların %95’i herhangi bir birliğin üyesidir ( İşçi birliklerinden, soğuk suda yüzenler birliğine, tavşan atlatma birliğine kadar çok çeşitli). Pek de dışa dönük olmayan halk, bu sosyal ağlarla örülerek birbirlerine adeta bağlanmıştır.
    • Eşitliğe ve hoşgörüye inanıyorlar. Ör. taksiye binildiğinde ön koltuğa oturuyorlar. BMW alana tepeden bakıyorlar ve eril enerjisiyle ilgili bir sorunu olup olmadığını merak ederler.
    • Kasvetli kışa çare olarak, dostlarla paylaşılan mum ışığıyla donatılmış ortamlar yaratırlar. Bunun için buldukları hygge kelimesi samimiyet ve sukunetin birleşimini ifade eder.
    • Yemeği severler. Atasözleri ” Eğer biri size bir bıçakla geliyorsa, diğer elinde bir çatal olduğundan emin olabilirsiniz”
    • Çocukların, anaokulundan itibaren fikirlerini söylemeleri beklentileri vardır. Denklemin diğer tarafında da sorumluluk vardır. Öğretmenlerine isimleriyle hitap ederler.
    • Her alanda takıntı derecesinde görüş birliğine çok önem verirler. Hiçbir öneri onlara saçma gelmez. Mutfak alanları akşamları adeta ailelerin müzakere/uzlaşma konusunda eğitim alanıdır.
    • İş kendi kendini yürütür prensipleri ile haftada 37 saat çalışıyorlar. İşkolik toplumlara inanamıyorlar.
    • Danimarkadaki herşey gibi kraliyet ailesi de mütevazi ve duyarlı. Örneğin mülk vergilerini ödeyebilmek için haftada 50 saat çalışıyorlar. Prens, ahşap işleriyle uğraşıyor ve babanın buna yorumu ise; “Ben, ondan yaptığı işten mutlu olmasını istedim”.
    • Felsefeleri; Zengin insan, şükredecek çok şeyi olan insandır. Doğa, diğer insanlığın dostluğu, güzel bir kitabın keyfini çıkarma kapasitesi, bir felsefe anlayışı. Ne kadar çok şeyi severseniz, yaşadığınız hayat da o kadar zengin olur. Bizim yaptığımızda bu muhabbeti üretmektir.
    • Danimarkada her şey itinayla tasarlanmış gibidir. Örneğin “Kaşal” (çatal gibi uçları olan kaşık)
    • Gönüllülük çok yaygın. İlkokul mezunu işsizler bile haftada 30 saat gibi uzun zamanlarında buralarda görev alıyorlar. Neden diye sorulduğunda yanıtları; “Hayatımı zenginleştirmek” oluyor.

    SİNGAPUR

    • Nüfus yoğunluğu en yüksek ülkelerden (19.000 kişi/m2) olup, hayat kalitesine dair beklentiler de dikey yükselmektedir. Çalışanlar uzun saatlerini şu 5 faktörü elde etmeye harcıyorlar; nakit para, kredi kartı, araba, ev, kulüp üyeliği elde etmek.
    • İşkolikler toplumu olarak biliniyorlar.
    • Toplum içinde sakız çiğnemekten, duvara grafiti yapmaya, sifonu çekmeyi unutmaya kadar en basit konuları suç sayabilen katı kanunları ve pederşahi devlet yapılarıyla ünlüler. Bu konudaki açıklamaları; insanlarımız özgürlük kadar güvende ve istikrarda olmayı da seviyor. Bu nedenle daha geniş imkanlar için katı cezaları destekliyorlar.
    • Bazı özgürlüklerinden vazgeçmeye istekliler. Namuslu ve ahlaklı yönetimleri var. Her yerde güvenlik kameraları var.
    • Eğitim politikaları kişisel gelişimi teşvik ederken, toplumsal politikalar çalışmayı teşvik ediyor.
    • Dünya tarihinin en hızlı büyüyen ekonomisi olarak gelişim takıntı halleriyle ekonomileri, mutluluk algısının önündeki engelleri kaldırıyor. Zengin-yoksul farkı da göreceli olarak düşük. Dilenci ve varoşları yok. Dünya verilerinden de doğrulandığı üzere eşitsizlik, mutluğu olumsuz etkiliyor.
    • Değerler ve öncelikler listelerinin başında sağlıklı olmak, kamusal güvenlik ve aile gelirken, çevre ve siyaset ise sonlarda. Yani burada mutluluk büyük ölçüde devletin refahının temel koşullarına dayalı.
    • Konut kanunları, etnik grupların kaynaşmasına destek oluyor. Kamu sitelerinde oturanların %77’i Çinli, %14’i malezyalı, % 8’i Hintli olmak zorunda. Bu oranlar nüfusun genelindeki dağılımla aynı. Böylece etnik mahallelerin oluşması mümkün olmuyor.
    • Aileleri bir arada tutmak için devlet, yaşlılarına bakan ailelere vergi indiriminde bulunuyor. Buna bağlı olarak yaşlıların % 84’ü aileleri ile yaşıyor. Bu ailede ve toplumda bütünün parçası olma hissini sağlıyor.
    • 2.000 kişilik yemekli Malaylı düğünleri. Müslüman ve din kaynaklı şükretme alışkanlıkları var.
    • Batılılar mutluluğu bireysel, asyalılar toplumsal beklentiler üzerinden algılıyor.
    • Çalışanların 1/4 u kendi işini yapıyor. İşiniz üzerinde ne kadar çok otonomiye sahip olur kontrolü elinizde tutarsanız, işinizden o kadar doyum alırsınız diyorlar.

    MUTLULUĞU TEŞVİK ETMENİN EN İYİ YOLU BU 6 ALANIN TAMAMINI UZUN VADELİ MUTLULUĞU DESTEKLEYECEK ŞEKİLDE DÜZENLEMEKTİR

    1.TOPLULUK: Devlet, şehir, mahalleniz size kendinizi iyi hisstemenize ve değerlerinizi hayata geçirmenize yardımcı olacak bir çevreyi ne kadar sağlıyor?

    2.İŞ YERİ: Yeteneklerinizi sergileyip geliştirmenize ne kadar izin veren bir iş yeri? İşinize anlam katmanızı ne kadar kolaylaştırıyor? Doğru patron, doğru iş.

    3.SOSYAL HAYAT: Doğru beslenme, aktif olma, gülmeye, kısaca potansiyelinizi kullanmaya ne kadar teşvik ediyor? Pozitif duygularla ne kadar dolduruyor? Mutlu hayatın en sağlam ve en evrensel belirleyicisi daha çok sosyalleşmektir.

    4.FİNANSAL HAYAT: Birikim ve harcama stratejileriniz.

    5.EV: Mutluluğunuzu, huzurunuzu artıracak davranışlarınızı ne düzeyde teşvik edecek biçimde düzenlendi?

    6.KENDİNİZ: Eğitiminiz, kişisel amacınız, sağlık stratejileriniz, sevgi alıp vermeniz, sanata açık olup olmadığınız vb. kapasiteleriniz.

     

     Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmailby feather
    Facebooktwittergoogle_pluslinkedinrssyoutubeby feather

Bu makaleye yorum yapabilirsiniz

Cancel reply