• Eğitimde Mutluluk

    Eğitimde Mutluluk

    Bir süredir insanların mutluluğu konusuna takıldım. Dışardan bakıldığında duygularımızın aynası olan bedenlerimizden mutsuzluk okunuyor.  Nitekim  Daniel Goleman, ‘’Duygusal Zeka’’ kitabında; 21.yy başından beri tüm dünyada her kuşak, yaşadığı süre içinde şiddetli depresyon geçirme riskini, anne babalarına göre daha derinden hissediyor. Sadece üzüntü değil adeta bütün duyuları felç eden kaygısızlık, moral bozukluğu, kendine acıma ve umutsuzluk gibi duygular yaşıyor. ‘’ diyor. Goleman’a göre endişe çağı olarak tanımlanan 20.yy, günümüzde evrime uğrayarak ‘’melankoli’’çağına dönüşme eğiliminde yani duygusal iflastan bahsediliyor..

    Mark Van Doren ise ‘’ Mutlu olmak için elimizdeki en büyük fırsat eğitimdir. ‘’ diyor. Oysa eğitim çağındaki çocuk ve gençlere yönelik durum da vahim. Okullar ve aileler somut ölçü birimi olarak başarıyı kullanmaya devam ettikçe, yarış temposu artıyor ve çocuklarımızın duygusal gelişimi yaralanıyor. Koca bir okul yılı, sınav sorumluluğunun altında ezilip en az zaman alan hobisine bile vakit ayırmayan  öğrencilik yaşıyorlar. Ya da anne babasının uygun gördüğü hobinin eğitimini alıyorlar. Oysa beklenti ve alışkanlıkların oluştuğu, kişiliğin şekillendiği dönemler olarak ne kadar önemlidir eğitim yılları…

    Hayatı yarış,  başarıyı yüksek not almak, sınavları kazanmak olarak gören , aile başta olmak üzere yakın çevresinin onun adına tercihleri, dayatmalarıyla tam olarak ne istediğini bilmeyen, kendini keşfedemeyen çocuklarımızın duygusal gelişimi sizce  ne durumda ? Geleceklerine nasıl, hangi değerlerle ilerliyorlar?

    Oysa insan doğası gereği zaten öğrenmeye programlanmıştır. Henüz küçükken en temel ‘’ bu ne ? ‘’ sorusuyla, doğal öğrenme aşkımız bizimledir.  Ve hepimiz bilirizki hayatta başarılı olan insanlar, öğrenme alışkanlığını yaşamı boyunca devam ettiren kişilerdir.

    Psikologlar başarıya etki eden tüm faktörler arasında IQ nun (zeka) katkısının sadece %20 civarında olduğu ve kalan %80 inin ise duygusal zeka da dahil olmak üzere diğer faktörlerden oluştuğu konusunda konusunda görüş birliği içindedirler. Hayatı yarış olarak görmek ise, duygusal zekaya ve dolayısıyla mutlu ve başarılı bir yaşama ters bir bakış açısıdır.

    Yaz bitti. Duygusal yönden yaralar sarılmaya çalışıldı. Artık  yeni başlayan eğitim döneminde öğrencilerin okuldan keyif almaları ve aynı zamanda derslerinde de başarılı olmaları için neler yapılabilir?

    • Öğrenciyi ve herkesi tam birey olarak kabul etmek; başarılı, zeki, tembel vb sınıflandırmaları bırakmak. Herkesi farklı ve özel olarak kabul etmek.
    • İletişim ve öğretmede sadece pozitif dili kullanmak; görsel beyni aktive etme, yaratıcı okuma, ıraksak düşünme gibi beyin temelli öğrenme tekniklerini kullanmak.
    • Öğrenciye %100 güvenip, sabırla içindeki potansiyeli keşfetmesi, öğrenme aşkının farkına varmasını desteklemek.
    • Kendileriyle, yaşamlarıyla  ilgili söz hakkı vermek,  dinlemek, yaşamı, yaptıkları ve yapacaklarına dair bireysel sorumluluk duygularını  geliştirmek.
    • Öğrenmeyi zevkli, eğlenceli hale getirmek.
    • Eğitim hayatımıza dair sınırlayıcı kalıplarımızı, inançlarımızın örn. matematik, yabancı dil yetenek ister, herkes yapamaz yerine; kolaydır ve herkes yapabilir demek. Destekleyici kalıplar benimsemek. Herkes dilediği herşeyi yapabilir gibi…
    • Duygusal dünyalarının zenginleşmesine emek ve imkan vermek.
    • Not odaklı ilgi yerine, bireyin özelliklerini olduğu gibi kabul eden ilgi anlayışını kabul etmek.
    • Büyükler olarak yeniliğe, değişime kucak açmak, bilgi ve becerilerimizi güncellemek. Eski  alışkanlıklardan çıkıp, zengin yenilikleri takip etmek.

    Unutmayınki çocuklar önce ailelerinin sonra toplumun aynasıdır. Burdan hareketle her nasıl olmalarını istiyorsak, önce biz öyle olmalıyız.

    Mutlu eğitimle mutlu geleceği kucaklayalım.

    Çakır Dilek Yunar
    Eylül 2013Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmailby feather
    Facebooktwittergoogle_pluslinkedinrssyoutubeby feather

Bu makaleye yorum yapabilirsiniz

Cancel reply